HES;
Hidro Elektrik Santralı …
Bu santralların Karadeniz’deki dereler üzerinde kurulmasını planlayanlar anlaşılan o ki , bu Bölgenin toprak yapısını ve vadilerin özelliklerini bilmiyorlar…
Çevreciler kuruluÅŸundan beri çeÅŸitli kampanyalar yapıyorlar ,duyan yok!
Derelerin KardeÅŸliÄŸi adlı Platform oluÅŸturulmuÅŸ; gören yok…
HES’ler yavaÅŸ yavaÅŸ üretime baÅŸlayıp , dereler birer birer kuruyunca ; birileri :”-Ooooooo!” demeye baÅŸladılar.
Bölgedeki bir çok derenin HES’leri kaldıracak suyu yok…
Dereleri birbirine akıtarak su toplanması , çevre için katliamın katmerlisi olmuÅŸtur.
HES’leri inÅŸa edenler için düÅŸük maliyet ve üretilen elektriÄŸin devlete satılmasının garantiliÄŸi “karlı” yatırım olarak düÅŸünülebilir.
Ama dereler , vadiler SOS vermeye başlamıştır.
“HES’lerin inÅŸasında ve üretime geçilmesi safhasında yeterince araÅŸtırma ve denetim yapılmadığından ,dereler yatakları “CAN SUYU”ndan mahrum bırakılmışlardır.
Karadeniz insanının feryadını duymayanlar , derelerin ve vadilerin “İMDAAAAT!” sesine kulak vererek bölgeye inceleme heyeti göndermiÅŸlerdir.
Basın-yayın organlarında yayınlanan haberlere göre , inceleme yapan Uzmanlar sundukları raporlarda ;” HES’lerin planlanması ve inÅŸasında Çevreye dikkat edilmemiÅŸtir” denilmiÅŸtir.
BilebildiÄŸimiz kadarıyla HES’lerin bir bölümü yabancı sermayelidir ve aralarında İsrailli firmalarda mevcuttur.
Bu firmaların birinci amacı kar elde etmektir. Türk insanını ve Karadeniz Bölgesini düÅŸünen yoktur.
Devletimizin yetkililerine düÅŸen, Karadeniz Bölgesinin daha fazla tahrip edilmesine “DUR!” demektir.
Aksi halde ,Karadeniz Bölgesinde;
1-Yağış sistemi değişecektir.
2-Bölgenin florası büyük ölçüde zarar görecektir.
3_Sel,toprak kayması gibi olaylarda artış meydana gelecektir.
4-Bölgenin geçim kaynağı olan çay üretimi yarı yarıya azalacaktır
5-En önemlisi Karadeniz insanı feryatlarını duymayan Devletine küsecektir.